Yalancı umutlar

Posted on Mar 15, 2026

Gözlerimi açınca ne göreceğimi sanmıştım bilmiyorum. Bunca zamandır karın ağrısı çekmemin nedeninin başka birşey olması beklenemezdi.

3 yıl oldu. Üç yıldır tek başıma yürüdüğüm, disiplini elden bırakmadığım amacım uğruna yaptım ne yaptıysam. Yalnızlık beni delirtemedi ve bu koşuyu sağ salim bitirebildim.

Otlu peynir kokusundan ve muavin muhabbetinden kaçmak için biner binmez yummuştum gözlerimi. Son üç günün uykusuzluğunun üstüne iyi gider sanmıştım ama gözümü açtığımda yine o şişko, kısa, orta yaşlı, yamuk bağlanmış ve birisi gelip de bu adamdan kurtarsın diye dualar eden kravatıyla gözümün içine bakıyordu muavin.

Yolun bitmesine daha yarım saat kalmasına rağmen, beyefendi yarım türkçesiyle beni uyandırdı. Son mola durağında çişe gidip gitmeyeceğimi sordu. Ulan muavin, çişinin geldiğini idrak edip uyanabilecek veya umursamayıp, patlayana kadar tutabilecek yaştaki insanları tanıma kabiliyetin mi gelişmedi de beni 3 yaşında çocuğunu çişe kaldırır gibi kaldırıyorsun. Savuşturdum uzamasın diye muhabbet. İçine sıçılan uykum bok koktuğundan yanına yanaşılmaz durumdaydı. Dayadım gözlerimi sabahın altısının serinliğiyle buğulanmış cama. Pek bir manzara görünmediğinden, montumun koluyla sildim gözlerimi tatmin edebilecek kadar bir açıklık pencerede.

Günün doğuşuyla neşe dolu doğa beni selamlarken düşünmeye başladım. Ne çok çalışmış, ne çok çabalamıştım. Terkedilmiş olmak artık dolandırılmış olma hissi yaratmıyordu, ancak ilk günlerki hisler hala aklımdaydı. İçimin acısını önce alkolle, sonra kadınlarla bastırmayı denemiştim. Hiç birşey fayda etmeyince de işime dönmeye karar verdim. Öyle ya, yaşamak için paraya ihtiyacım vardı ve bunu sadece çalışarak edinebilirdim. İlk yaptığım şey alkolü ve kadınları uzaklaştırmak oldu hayatımdan, sonrasında hızlı bir disiplin sürecine girerek, ya istikrar ya ölüm mottosuyla koyuldum işime.

Şükrederek seyrediyordum artık dünyayı. Her soruna rağmen sevebilmeye başlamıştım tekrar varoluşumunu ve hatta varoluşumun sancılarını bile. Tabi ki meraklı, öğrenmekten yorulmayan ve bilinç dolu bir zihnin sancısız olması mümkün değildi, ancak kabullenişimin sağladığı huzur, acıyı dahi tatlı kılıyordu.

Kendimi iyileştirmek için çok doğru adımlar attığımı bilmeden, gözümü kapatarak koştuğum yol beni bu güzel güne getirmişti. Çekilen tüm acılar bugünün doğum sancılarıymış demek ki diye düşünerek kafamı çevirdim. Ağzımdaki kuruluğu sonunda farkedebildim, tüm molaları ve ikramları kaçırdığım için, dilim damağımla ittifak halinde üzerime yürümeye başlamadan servis düğmesine basıp muavini çağırdım.

Sıkkın bıkkın yanaşan muavinden sıvı tedariği talebinde bulunur bulunmaz, nasıl olduğunu anlamadığım bir hızda suyuma kavuştum. İnerken farkedecektim ki zaten su dolabının hemen arkasındaki koltukta oturuyordum.

Dil ve damak kardeşliğiyle barış imzaladıktan sonra günümün tadını çıkartmaya devam ettim. Öyle ya, çok uzun sürmüştü bugüne ulaşmam.

Gıcır gıcır bir şehirde, nasılsa uzmanı olmayı başardığım ve bununla da mutlu mesut yaşayabildiğim yalnızlığımla, yeni bir hayata başlıyordum.

Tüm borçlarımdan arınmış, hayatımı bu süreçte kimseye kaptırmamış ve bu da yetmezmiş gibi mental olarak sağlıklı kalabilmeyi başarmış bir insan olarak sükut ettim zihnimle beraber.

Mutluluk artık benimdi ve bunun için kimseye de borçlanmam gerekmemişti.