Kültürel Milliyetçilik
Milliyetçiliğin tekrar yükseldiği dünyada sık sık hangi ideolojide konumlanacağını düşünüyor insan. Her daim kendimi Atatürk Milliyetçisi olarak tanımladım. Fakat fark ettim ki “Ne mutlu Türküm diyene” sözü ile Atatürk, Sivil Milliyetçilik tarafında duruyor. Benim özümde ise aslında sivil milliyetçi değil de, faşizme daha yatkın olan Kültürel Milliyetçiliğe daha yakın durduğumu gördüm.
Sivil ve Kültürel Milliyetçilik Arasındaki İnce Çizgi
Sivil milliyetçilik devlete, anayasaya ve vatandaşlık bağına odaklanıyor; yani daha kapsayıcı. Vatandaş olmak yeterli olduğu için resmi olarak kabul edilmesi daha makul. Ancak Kültürel Milliyetçilik, toplumsal kültürü kabul etmeye dayandığı için toplumsal hafıza, dil, gelenek ve görenek gibi konuları kapsıyor.
Kültürel milliyetçilik kabul edilince asimilasyona kapı açılmak zorunda kalıyor; bir topluma dahil olmanın yolu daha da karmaşıklaşıyor ve daha dışlayıcı olabiliyor.
Not: Bu yönüyle tehlikeli de olsa, Liberal Milliyetçilikle birleşerek ilerlerse daha kapsayıcı olabiliyor ve diğer kültürlere saygıyı içererek yaşanabiliyor.
Benim Milliyetçilik Anlayışım: Liberal Kültürel Temeller
Benim kültürel milliyetçiliğim buraya daha yakın. Yani içinde bulunduğum kültürü sevmek, sahiplenmek; ancak kültürün dinamik olduğunu da kabullenerek diğer kültürlerle alışverişi bağnaz bir şekilde görmemek üzerine kurulu.
- Ziya Gökalp’ın Yolu: Nihal Atsız gibilerinin aksine daha kapsayıcı ve daha insancıl olan bir anlayış.
- Dinamizm: Kültürün durağan olmadığını, geliştiğini kabul etmek.
- Saygı: Diğer kültürlerle kurulan bağı bir tehdit değil, bir zenginlik olarak görmek.
Korku ve Faşizme Kayma Riski
Faşizme kayma ihtimali genel olarak asimilasyon korkusu ve egemenliğin kaybolduğu zamanlarda oluşan korkudan ortaya çıkıyor. Barış dönemlerinde daha fazla insanın desteklemesi ama sıkıntı dönemlerinde daha az insanın inanıyor olmasının sebebi bu korkulardan kaynaklanıyor. Savaş veya siyasi kargaşa dönemlerinde —özellikle bugünlerde içinde bulunduğumuz hallerde ise— hemen Etnik veya Dini milliyetçilik yükselerek toplumu zehirliyor.
İlerici Bir Toplum İçin Milliyetçilik Modelleri
Benim bakış açımdan, hem Liberal Kültürel Milliyetçilik hem de Ekonomik Milliyetçilik birlikte ilerlediğinde toplum daha ilerici oluyor. Kırım gibi baskı altındaki toplumlarda ise Kurtuluşçu bir milliyetçilik ortaya çıkıyor ki başka bir ihtimal zaten mümkün olmuyor. Baskı altındaki toplumun ince çizgisi ise etnik/dini milliyetçiliğe kaymasının çok kolay olmasıdır.
Yeni Yol Haritam: Üç Temel Prensip
Kültürü bir hapishane veya dışlama aracı olarak görmemek adına, ideolojimi artık Liberal Kültürel Milliyetçilik olarak tanımlıyorum. Atatürk Milliyetçiliği ise siyasi bir tanım içerdiği için, ılımlı olsam da artık daha az odaklanmayı düşündüğüm bir konu.
Yol gösterici olduğuna inandığım üç temel prensip:
- Aidiyet Hissi: İçinde olduğum toplumu benimseme, iyisiyle gururlanabilme, kötüsünü düzeltebilme gücü.
- Gönüllülük: İşin insani ve vicdani yanı.
- Çeşitliliğe Saygı: Evrensel varoluşsal olgu için gerekli gördüğüm temel.
Ötekileri de korumak adına en doğru yolda, ilerlemeci olurken özünden güç almak adına milliyetçi olmalıyız. Fakat her zaman milliyetçilik çizgimizi kontrol altında tutmak için bu olguların sınırlarını da bilerek hareket etmeliyiz.
Sağlıcakla.